Şu yaz döneminde izlemeyi en çok sevdiğim dizi, Superman’ın gençlik hikayesini ele alan ve CNBC’de yayınlanan Smallville. Nedeni ise basit aslında, sonuçta hikayenin konusu belli, bildiğimiz Superman, kaçırsak da, atlasak da, filmi anlamakta hiç zorlanmıyoruz
Bence filmin gerçek kahramanı Lex, kesinlikle Clark değil. Bir yanda süper güçleri olan ama kişilik yönüyle henüz bir çocuk olan Clark, diğer yanda ise gerçek anlamda bir insan olan, ve bu insani tutkularını sonuna kadar takip eden Lex Luthor.
Yok efendim, Lex karanlık tarafa geçiyormuş da, yok kötüymüş de… Hayır yaaa, kesinlikle kötü değil bir kere Lex, sadece her şeye sahip olmak isteyen bir tutkuya sahip. Bu noktada para, güç, devletin ve ordunun olanakları ve bilimin gücü, hepsini sonuna kadar kullanıyor. Arkadaşını asla satmıyor, ama asla gereğinden fazla bağlanmıyor. Karısı Lana, yatağını bile paylaşmadığı halde hala onu tutkuyla ve sabırla seviyor ve asla ihaneti düşünmüyor.
Diğer tarafta Clark, malak malak olaylara tepki vermekten ve Lex’in öngörüsünü ve vizyonunu takip etmekten öte birşey yapmıyor.
Zaten bu Clark’ı “Superman Returns” filminde de hiç tutmamıştım. 5 yıl sonra uzaydan geliyor, ve hala romantik bir salak modunda eski sevgilisinin peşinde kedi gibi dolanıp duruyor. Oysa gerçek bir superman, her gece farklı bir hatta birkaç hatunla sevişmeliydi. Böylelikle gelecek nesillere yüzlerce üstün insan geni bırakmış ve insanlığın gelişimine müthiş bir katkıda bulunmuş olurdu. Haksız mıyım
Her neyse, sonuç olarak benim kahramanım Lex, zannediyorum birçok kişi de benimle aynı duyguları paylaşıyordur.